Kemoterapiye giren Kemal bedenindeki kem fazlalıklara radyoaktif şişler saplayarak ter atar. Bu içler acısı solaryumda yanarak bronzlaşan, içi kararan Kemal, hastanedeki bugünlük tedavisinden sonra sinemaya gider. Sinema salonunun karanlığı ve ekrandaki ışık dansı arasında bir koltukrta oturan Kemal kollarını iki yanına açarak iki yanına yerleştirmiş olduğu jumbo boy patlamış mısır kutularından birer avuç popcorn alarak önce sağ sonra sol elini ağzına doldurur. Ancak ilginç bir şekilde sol elindeki mısırlardan ağzına havuç, sağ elindekilerdense biber tadı gelir. Fakat ekranda yansıyan filmde suyun kenarında sallananlar Kemal’e fena halde kanca atmıştır ki bunu fark etmez. En fenası da film arasına daha çok vakit varması ve Kemal’in artık bitirdiği patlamışlar yerine yeni iki kutu mısır almak için salondan çıkmaya kanının kaynaması ancak kancadan kurtulamamasıdır. Bu arada salonda ortak bir kanı oluşur ve ekrana doğru akmaya başlar. İzleyicilerin pantalonlarından hışırtılar yükselmeye başlar. Filmi izleyen tüm başlar tam kolonlara bakma eğilimine girerken bir anda ekranda alevli bir ışık patlaması olur. Bu ışık ortak kan filminden geçerek izleyenlerin neredeysse tam kolonlardaki başlarına ulaşır. Salondaki şık gömlekler bu ışıkla ıslanır, tok göbekler titreyerek önlerindeki koltuklara yaslanır. Kemoterapiden yorgun Kemal bu gerilime dayanamayarak filmin ortak kanısından çıkarak filmdeki patlamayla akmaya başlayan kana bulaşarak filmin içine girer. Salon boşalır.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s