o gün çok sıkılan edward ne yapacağını bulamıyordu ve bunu düşündükçe daha derin bir sıkıntıya, daha ümitsiz bir arayışa sürükleniyordu. sanki yapabileceği şeyler tükenmiş ve artık onun için hiçbir şey kalmamıştı. yeni bir şeyin yeniliği onu eskideki gibi heyecanlandırmıyor, hareket etmenin ve zamanda yer almanın bir manasını bulamıyordu. hiçbir işe yaramazdı. sıkıntısından dolayı kendisini unutamasa veya her an çevresinde ona görünen eşyalar, sürekli duyduğu sesler, ayırt edebildiği kokular, yoksa hiç olmazsa burnun içinde hissettiği nefesinin akışı, kendi ağzının tadı ve vücdunun soğukluğu onun dikkatini sürekli ayakta tutsa da edward’ın kendi kendine bir manası yoktu; bir şey olmayacaktı.

zaten sadece kendi keyfini bulmaya çalışıyordu ama bunu neden yapacağına veya bulduğunda bununla bir şey yapmasına bir sebep bulamıyordu. sanki istediği sevişmek ve öldürmekti, ve bu suçtu.

o zaman öldürmeye karar verdi ve öldürdü.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s